Açılan davalara yanıtları 'İşlenen suçlara ortak olmayacağız' oldu

img

İZMİR – İzmir’de, Barış Akademisyenleri’ne destek vermek için “Barış istemek suçsa, biz de bu suçu işliyoruz” diyerek kendilerini ihbar eden 84 isim hakkında dava açılmasına tepki gösterildi. Yapılan açıklamada, “Bütün baskı ve tehditlere rağmen halka karşı işlenen suçlara ortak olmayacağımızı bir kez daha hatırlatıyoruz” denildi.

Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB) İzmir İl Koordinasyon Kurulu, kentte Barış Akademisyenleri’ne dair destek açıklaması yapan 84 isim hakkında açılan davaya ilişkin Alsancak semtinde bulunan Mimarlık Merkezi'nde açıklama yaptı.

Yapılacak açıklama öncesinde konuşan İl Koordinasyonu Dönem Sözcüsü Melih Yalçın, “Bu suça ortak olmayacağız" başlıklı bildiriye imza atan Barış Akademisyenleri’ne destek olmak için 2016 yılı Ocak ayında İzmir Adliyesi’ne gidip, “Barış istemek suçsa, biz de bu suçu işliyoruz” diyerek kendilerini ihbar ettiklerini ifade etti.

Bunun üzerine Barış Akademisyenleri’ne olduğu gibi kendilerine de davalar açıldığını söyleyen Yalçın, bu davaların ise İstanbul’daki Ağır Ceza Mahkemeleri’nde açıldığını belirtti. Yalçın, “Kendi aramızda toplantı yaptık. Küçük bir sekreterya seçtik. Sekreteryadaki arkadaşlarımız tek tek herkesi arayarak, onların e-devletlerine girmesini sağlayarak dava süreçlerini kontrol etmeye çalıştılar. Bugün itibariyle 82 arkadaşımıza dava açılmış durumda. Bunların bir kısmının dosyalarının İzmir’e geldiği, bir kısmının ise davalarının İstanbul’da devam ettiğini öğrendik” dedi.

AKADEMSİYEN TANIK:  YÜREĞİMİZİ YATIŞTIRAN BİRŞEY OLDU

Yalçın’ın ardından attığı imza sonrası görevinden ihraç edilen Akademisyen Feride Aksu Tanık konuştu.

Barış için imza vermesinden ötürü işini kaybetmiş pek çok akademisyenden biri olduğunu dile getiren Tanık, “2015 yılının yükselen şiddet ortamında ciddi çaresizlik yaşadık. Orada akan kanın, yükselen şiddeti durduramamanın çaresizliği içindeydik. ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ diyerek bir çığlık atmış olduk ve bedeller ödedik. Canlarını yitirenlerin ödediği bedelin yanında ömrümüzü verdiğimiz işimizi kaybetmemiz aslında sadece yüreğimizi yatıştıran birşey oldu. Biz de bu ülkede yaşanan acılara karşın bir bedel ödemiş olduk” dedi.

'İŞLENEN SUÇLARA ORTAK OLMAYACAĞIZ'

Sonrasında hazırlanan ortak açıklama Ziraat Mühendisi Vezan Karabulut tarafından okundu.

Türkiye’deki çatışma ortamının on yıllardan beridir sürdüğünü dile getiren Karabulut, 7 Haziran 2015 seçimleri sonrasında yaratılan gerginlik atmosferinin yüzlerce yurttaşın ölümüyle sonuçlanan bir çatışma durumuna evrildiğini hatırlattı.

Buna karşı barışın sesini yükseltmeyi amaçlayan akademisyenlerin de seslerini “Bu suça ortak olmuyoruz” başlıklı bildiri aracılığıyla duyurmak istediğini söyleyen Karabulut, bu barış metninin paylaşılmasının ardından iktidarın imzacı akademisyenleri hedef haline getirdiğini kaydetti. Karabulut, devamında “Linç dalgası sürerken bizler de barış talebine destek olmanın, barış isteyenler ile omuz omuza durmanın her yurttaşın sorumluluğu olduğu bilinciyle, İstanbul ve Ankara’daki destekçiler ile benzer şekilde İzmir’den çeşitli meslek grubu ve toplum kesimlerinden 84 kişi 18 Ocak 2016 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na ‘Biz de bu sözlerin altına imza atıyoruz ve yasal sorumluluğu üstlenmeye hazırız’ diyerek başvuruda bulunduk” dedi.

Aradan yaklaşık 3,5 yıl geçtikten sonra haklarında İstanbul’daki çeşitli Ağır Ceza Mahkemeleri’nde davalar açıldığını söyleyen Karabulut, “Bu talebimizin ve mücadelemizin daha güçlü bir hâl alması doğrultusunda İzmir kamuoyuna yan yana durma, barış talebini yükseltme çağrısında bulunurken, bütün baskı ve tehditlere rağmen halka karşı işlenen suçlara ortak olmayacağımızı bir kez daha hatırlatıyoruz” dedi.

Açıklama öncesinde ihraç edilen akademisyenler ve destek veren imzacılar “Barış istemek suçsa, bu suça ortak olmaktan onur duyarız” yazılı pankartın önünde dayanışma fotoğrafları da çektirdi.