Keskin: Devlet tarihiyle yüzleşip Öcalan’ın çağrısını önemsemeli

img

İSTANBUL - Öcalan’ın "Çözüme hazırım" çağrısının devlet tarafından önemsenmesi gerektiğini ifade eden İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, "Türkiye’nin rahata ermesinin tek yolu barışçıl politikaların geliştirilmesidir" dedi. 

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 7 Ağustos’ta avukatlarıyla yaptığı görüşmede çözüme hazır olduğunu ifade etti. Öcalan, avukatları aracılığıyla kamuoyuna yaptığı açıklamada, "Ben çözerim, kendime güveniyorum, çözüm için hazırım. Ancak devlet de, devlet aklı da gereğini yapmalıdır” demişti. 
Öcalan'ın açıklamalarının önemli olduğunu belirten İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin, bu çağrının devlet tarafından da dikkate alınması gerektiğini ifade etti. 
 
‘BARIŞ İSTEMEYEN TEK BİR KÜRT'E RASTLAMADIM’
 
Bölgede devam eden savaşın devlet aklının getirdiği çözümsüzlük politikalarının bir ürünü olduğunu ve bu politikalara karşı Öcalan’ın barış için hazır olduğunu söylemesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Keskin, "Uzun yıllardır insan hakları çalışması yapıyorum. Bugüne kadar barış istemeyen tek bir Kürt'e dahi rastlamadım.  Çünkü savaş içinde doğan çocukların torunları oldu. Bu nedenle barışa en çok ihtiyacı olan bir halktan bahsediyoruz. Öcalan’ın söylediklerinin de buradan okunması lazım” ifadelerinde bulundu. 
 
IRKÇILIĞA KARŞI BARIŞ POLİTİKASI
 
Öcalan'ın Kürt halkı için önemli bir isim olduğunu tam da bu nedenle de çağrılarının devlet tarafından önemsenmesi gerektiğini dile getiren Keskin, “Çatışma politikalarının devam etmesi dahilinde Türkiye’de var olan ırkçılık ve ayrımcılık da artacaktır. Son dönemlerde ırkçılığın ne kadar arttığını hepimiz birlikte şahit oluyoruz. O nedenle hepimizin artık barışçıl politikaları konuşması gerekir” dedi. 
 
'AKP DERİN DEVLETLE UZLAŞTI'
 
Keskin, Öcalan’ın “Devlet ve devlet aklıda gereğini yapmalıdır” açıklamasını hatırlatarak konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Özellikle her şeyden önce 2015’ten sonra AKP’nin derin devlet dediğimiz yapı ile büyük bir uzlaşıya gittiğini görüyoruz. MHP ve derin devletin diğer unsurları özellikle 1990’lı yılların çok önemli aktörleri olan Mehmet Ağar, Tansu Çiler gibi insanlarla gidilen uzlaşma çözümsüzlük politikaları arttı. Öcalan’da devlet aklı derken bir tekilden bahsediyor ama o devlet aklının altında yatan birçok akıl var. Öcalan, devlet aklı derken bütün bu akıllara hitap ettiğini düşünüyorum. Bunlardan hepsinin barışçıl politikalara tamam demesi gerektiğine vurgu yapıyor. Aslında tek çözüm yolu da budur. Türkiye’nin rahata ermesinin tek yolu da barışçıl politikaların geliştirilmesidir.”
 
'DEVLET YÜZLEŞMELİ'
 
Kürt sorununun çözümünün kolay olmadığını belirten Keskin, “Kürt sorunu uluslararası bir mesele ve sadece Türkiye’yi ilgilendirmiyor. Kürdistan coğrafyası 4 ayrı devleti ilgilendiren ve emperyal güçlerinde son derece ilgilendiği coğrafyadır. Ama Kürdistan’ın en etkili olan coğrafyası bizim içimizde bulunduğumuz coğrafyasıdır. O yüzden burada gelişecek bir çözümün genel olarak bütün Kürdistan'ı etkileyecektir” dedi.
 
PKK’den önce de devletin Kürtler ile savaş halinde olduğunu hatırlatan Keskin, demokratikleşmenin temelini devletin kendisiyle yüzleşmesinden geçtiğine vurgu yaptı. Keskin, “Devletin bu yüzden 1915-1938 tarihlerinde yaptıklarıyla yüzleşmesi gerekiyor. Çünkü 1938’de PKK yoktu. Ama devlet 1938’de yine Kürtlere karşı savaş yürütüyordu. Devletin Kürt sorununu barışçıl yollarla çözmesi kendi tarihleriyle de yüzleşmeye hizmet edecektir. Bu nedenle Türkiye’de birçok sorunun kaynağı olan Kürt sorununu çözülürse, birçok sorunun çözümüne de hizmet edecektir” diye konuştu.
 
'TEK TİPÇİ İDEOLOJİ SORGULANMALI’ 
 
Öcalan’ın Ahlat ve Malazgirt’te başlayan Türk-Kürt ilişkileri ile 1921 Anayasası’na kadar ki gelişiminin takip edilmesi ve iki halk arasındaki ilişkilere tutarlı yaklaşılması gerektiği yönündeki açıklamasına dikkat çeken Keskin, “Türkiye’de kendisini sağcı, solcu liberal olarak adlandıran hemen hemen bütün kesimlerin ittihatçı tek tipçi politikalarla besleniyor. Mesela kendini solcu devrimci olarak adlandıranlar 1915 soykırımını tartışamıyor. Yani kendini tek tipçi ideoloji ile dayatan bir sorun var ortada. Bu resmi ideoloji kendini sorgulamalıdır. Bugün halen bile tek çare ‘kemalizmdir’ diye sunuyorsanız buradan bir şey çıkmaz. Kemalizm dahil ittihatçı politikaların tamamının tartışılması gerekiyor. Bu nedenle gerçek anlamda demokratik ittifaklardan söz edeceksek Türk ve Suni kimliklerin egemenliğinin de tartışılması gerekiyor. Yani ciddi bir tarihi sorgulama yapılması gerekir. 1921 Anayasası da kendinden sonra düzenlenen anayasalara göre kısmi olarak daha demokratik bir anayasadır. Ama 1921 Anayasasının da tartışılması gerekir” ifadelerini kullandı.  
 
MA / Naci Kaya - Barış Ceyhan