39 yıldır süren hukuksuzluk hali: 12 Eylül

img

DİYARBAKIR – 12 Eylül Darbesi döneminde Diyarbakır Cezaevi’nde kalıp, ağır işkenceler gören isimler, aradan 39 yıl geçmesine rağmen devlet ve hukuk adına halen değişen bir şey olmadığını ifade etti.

Üzerinden 39 yıl geçen 12 Eylül Askeri Darbesi, vücut bulan hukuksuzluk hali içerisinde işlenen cinayetler, yapılan idamlar, kötü muamele ve insan hakları ihlalleriyle Türkiye tarihinin en karanlık sayfaları olarak kayıtlara geçti. Bu dönemde ağır bedeller ödeyen bir kesimlerden biri de Kürtler oldu. Döneme dair hafızalara kazınıp, sembolize eden mekanların başında ise Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi geldi.
 
3 KİPRİT ÇÖPÜ…
 
Diyarbakır zindanında ağır işkencelere maruz kalan tutuklulardan Mazlum Doğan, cezaevi koşullarını protesto eden 21 Mart 1982’de ardından 3 kibrit çöpü bırakarak hayatına son verdi. Doğan’ın bıraktığı direniş ruhunu ise tarihe “Dörtler” olarak adlarını yazdıran Ferhat Kurtay, Eşref Anyık, Mahmut Zengin ve Necmi Öner takip etti. Yapılan insan dışı uygulamalara karşı 14 Temmuz 1982’de başlatılan ölüm orucu eyleminde ise eyleme öncülük eden Mehmet Hayri Durmuş’la birlikte, Kemal Pir, Ali Çiçek ve Akif Yılmaz yaşamlarını yitirdi. Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nde 1981-84 yılları arasında tam 34 tutuklu yaşamını yitirdi.
 
O dönem burada kalan, uygulanan vahşete maruz kalıp, tanıklık eden isimler arasında yer alan Ahmet Candan ve Ahmet Andıç, o dönemi anlattı. 
 
12 Eylül darbesinden 4 ay önce tutuklanıp Diyarbakır Cezaevi’ne konulduğunu belirten Ahmet Candan, 65 yıllık yaşamının farklı dönemlerinde tam 17 yıl cezaevinde kaldığını paylaştı. Candan, Diyarbakır Cezaevi’nde o dönem maruz kaldığı işkenceleri ise şu sözlerl dile getirdi:
 
“Cezaevindeyken aniden sesler geldi. Bu ses postaların sesiydi. Birden bulunduğumuz koğuşlara girdiler ve hepimizi sıraya dizip işkenceden geçtiler. Aradan 3 gün geçtikten sonra daha önce orada çalışan bütün gardiyanların yerine kendisini cezaevine gönüllü yazan kişileri getirdiler. Ve o günden sonra işkence başladı.  Kaba dayaktan psikolojik dayağa kadar her şey vardı. Anlatmaya kalksak bunu ne kaydedecek kaset ne de yazacak kitap vardır. 
 
‘DİRENENLER SAYESİNDE TOPLUM AYAKTA’
 
3 yıl boyunca kesintisiz bir şekilde 24 saat işkence yapıldı. İşkence yapanlar o kadar insanlıktan çıkmışlardı yeni yeni teknikler çıkarıyordu. Elektrik verme, falakaya yatırma, çıplak bir şekilde yürütüp marş okutmak, dışkı yedirme bunlar sadece bazıları. Bunlar toplumun da bildiği şeyler.” 
 
Diyarbakır zindanının toplumun zihninden işkencenin yanı sıra direnişi de anımsattığını vurgulayan Candan, o gün direnenler sayesinde bugün toplumun ayakta kalabildiğini ifade etti.
 
‘DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK’
 
12 Eylül’de yaşadıklarının daha dün gibi aklında olduğunu dile getiren Candan, “Aradan 39 yıl geçmesine rağmen halen devlet ve hukuk adına değişen bir şey yok. Hukuk halen aynı hukuk.  Zaten 12 Eylül Anayasası halen yürürlükte. Cezaevlerindeki durum ise, daha da kötü bir hal almış durumda. Daha önce cezaevinde yıllarca birlikte kaldığım bir arkadaşım bu süreçte 7 ay cezaevinde kaldıktan sonra dışarı çıkar çıkmaz yurt dışına çıktı, ‘Bir daha cezaevine giremem’ diyerek. Durum bu kadar kötü, hukuk bu kadar kötü. Ama o zaman da yılmadık şimdi de yılmayacağız” ifadelerini kullandı. 
 
‘MUHALEFETİ BASTIRMAK İSTEDİLER’
 
Ahmet Andıç ise, o dönem Diyarbakır’ın Dicle ilçesinde öğretmenlik yaparken tutuklanıp, cezaevine konuldu.
 
Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana darbe mekaniğinin varlığı hep koruduğunu dile getiren Andıç, 12 Eylül’e uzanan süreci şöyle özetliyor: “70’li yıların ortalarında ülkede Kürt halkının, diğer emekçi sınıfların mücadelesinin yükseldiği, giderek örgütlü bir topluma doğru evrilmenin olduğu yani mevcut düzenin kabuğunu yırtmaya çalışan, daha demokratik, daha uygar bir ülkeye yönelik devrimci çıkışlar yükseldi. Yönetilenlerde eskisi gibi yaşamak istemiyordu. Daha iyi bir düzen, daha ilerici bir düzende yaşama isteği yükseldi. Böylesi bir ortamda Türkiye’de egemen güç ve bu egemen gücün arkasına saklanan emperyalist güçler devreye girdi. Halkı korkutup, yükselen muhalefeti bastırıp, sokaklardaki demokrasi isteyen insanları evlerin içine hapsetmesiyle bir zapturapt dönemine gidilmeye başlandı. Sonuç olarak da 12 Eylül 1982’de bir askeri darbe gerçekleşti.”
 
KÖYDE UĞRADIĞI İŞKENCEYİ CEZAEVİNDE DE GÖRDÜ
 
Cezaevine girmesiyle birlikte işkence tanıştığını kaydeden Andıç, “Bizim köye darbenin 3’üncü günü askeri operasyon başlatıldı. Köy mermi yağmuruna tutulmuştu. İşkenceyle köylülere işte dışkı yedirme gibi her türlü pislik yapıldı. O dönemde erkeklerin cinsel organına ip takılarak kadınlara çektirmelere varan akıl almaz her türlü vahşet uygulandı” dedi.  Andıç, cezaevinde uygulanan işkencelerin ise gösterilen direnişlerden sonra ancak azaldığını kaydetti.
 
Askeri darbenin toplumda büyük travmalara yol açtığını söyleyen Andıç, özellikle kendilerinden sonraki kuşakların geçmişle bağının koparılmasının kendilerinde derin izler yarattığını ifade etti. 12 Eylül ile bugünü de kıyaslayan Andaç, günümüzde 12 Eylül’ü aşan bir uygulamanın var olduğunu da belirtti.
 
MA / Fethi Balaman
 

Diğer başlıklar

12:46 Kürtçe oyuna 'güvenlik' gerekçesiyle yasaklama!
12:35 Günay: Gasp edilen belediyemizi onlara bırakmayacağız
12:31 Mazgirt’te askeri aracın çarptığı genç yaşamını yitirdi
12:04 Cezaevi katliam sanıkları 23 yıldır görevlerinin başında
11:17 ‘Evrak inceleyen hırsızlar’ HDP binasına girdi!
11:15 HDP Demokrasi Nöbetleri'ni İstanbul ve İzmir’e taşıyor
10:58 Tutuklu dengbêj hastaneye sevk edilmiyor
10:09 Gazeteci Kibriye Evren davasında karar bekleniyor
09:07 'Bu paket pansuman bir paket olmanın ötesine geçmemiştir'
09:07 Kalaycı ustası: Mesleğim de benimle ölecek
09:06 Polisin öldürdüğü 395 kişinin ailesi AKP önüne gidecek
09:05 Ağır hasta tutuklular ölüme terk ediliyor
09:04 Kürt Araştırmaları Derneği’nin kurs kayıtları başladı
09:03 Pamuk yetiştiricisi: Tarlayı ekemez duruma geldik
09:03 Gazetecilerden Ataman'ın duruşmasına çağrı: Ziya'nın sesi olalım
09:00 23 AĞUSTOS 2019 GÜNDEMİ
22/09/2019
22:24 Bırca Belek Dil ve Kültür Derneği açıldı
21:58 Ruhi Su türkülerle anıldı
20:31 Aşureyi Munzur Gözeleri'nde pay ettiler
20:00 Son 5 yıl küresel açıdan en sıcak dönem
19:42 HDP önündeki ailenin şikayet ettiği kişi gözaltına alındı
19:37 Trump: İranlılarla görüşme planım yok
19:26 Tutuklu yakınları piknikte bir araya geldi
18:31 Kadınlar Seher Hüdayari için sahaya çıktı
18:19 Farkındalık için pedal çevirdi
17:13 Sof Dağı’ndaki çevre yıkımına dikkat çektiler
16:53 Kaya: Zerzevan Kalesi için girişimlerde bulunacağız
16:25 Kadınlar barış dilini konuştu
16:17 Bir kadın daha boşandığı eşinin saldırısına uğradı
15:47 Turan’dan Soylu’ya: O çocukları sen bulacaksın
15:28 'Çözüm yeri İmralı'dır'
15:18 Demokrasi Nöbeti’nde 35’inci gün: Tünelin ucunda ışık görünüyor
15:05 CHP Genel Merkezi önünde açlık grevi eylemi
14:35 Otomobilsiz kentler için pedal çevirdiler
14:27 HDP'li Bülbül: Van'da tabelanız kalmayacak
13:22 Yüksekdağ’ın avukatları: Yeni komplo süreci başlatıldı
13:21 Ezîdî kadınlar: Kendi topraklarımızda özgür yaşamak istiyoruz
12:26 Rektörün Neslican Tay hakkında yaptığı paylaşım tepki topladı
09:43 Kızlar Tepesi Siirtlilerin hizmetine açılacak
09:22 Türkoğlu Cezaevi'nde 12 Eylül uygulamaları: Tutuklulara İstiklal Marşı dayatması
09:17 Seyhan’daki Suriyeliler: Saldırılar organizeli, can güveliğimiz yok
09:16 ‘Cumhurbaşkanı'na hakaret’e rekor ceza
09:15 Dersimliler Munzur için harekete geçti
09:15 Mersinliler nükleer santral istemiyor
09:14 Kürtçe çizgi dergisi ‘Zrîng’ çıkıyor
09:13 Vanlılar: Anneler çocuklarını istiyorsa adres Erdoğan'ın Sarayıdır
09:07 ‘Ergin Aktaş ölüme terk edildi’
09:05 Gülüm: Hükümet meşruluğunu yitirdi
09:03 Yüzyıllardır süren Bûk geleneğine hayat veriyor
09:02 Ağırlaştırılmış müebbetle yargılanan gazeteci Ataman davasında sona gelindi