HDP’den Meclis protestosu: 3 gün Amed’de olacağız

img

ANKARA - Meclis’teki vekilleri barışa ve halkın iradesine sahip çıkmamakla eleştiren HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Meclis çalışmalarına 3 gün katılmayarak Diyarbakır’da olacaklarını söyledi. Temelli, vekillere “yüzleşme” çağrısı yaptı.

 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin grup toplantısında konuştu. Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik başlattığı askeri operasyon ve iç siyasete yansımalarına geniş yer ayıran Temelli, konuşmasına “Savaşa hayır” diyerek başladı.
 
Temelli, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılarına son vermesi çağrısı yaptı. Temelli, “Türkiye artık savaş politikalarından yarından tezi yok bütünüyle vazgeçmelidir. Rojava’dan atılan tek bir taş bile yokken şimdiden 300’ün üzerinden insan hayatını kaybetti. 300 binden fazla insan yerinden yurdundan edildi. Yani neredeyse Afrin’le birlikte 500 bin insan yerinden yurdundan edilmiş durumda. Yine Afrin hatırlarsanız ÖSO çeteleri eliyle Alevi ve Kürt katliamlarına tanıklık ettik. ÖSO gitti elbisesini değiştirdi milli ordu oldu” dedi.
 
‘SAVAŞIN FATURASINI YOKSULLAR ÖDÜYOR’
 
Temelli, demokratik çözüm tezlerinin olduğunu belirterek, “Oysa bugün ‘toprak bütünlüğü’ diyerek aklımızla alay edercesine bu iktidar, Suriye’nin toprak bütünlüğüne müdahale etmektedir. Suriye halkları demokratik bir müzakere süreciyle geleceklerini inşa edebilmeliler. Suriye halkları bunu hak ediyor, bütün Ortadoğu halkları bunu hak ediyor. Savaşın faturasını Suriye ve Türkiye yoksulları ödüyor, halklarımız ödüyor. Savaş ve çatışma tek bir sorunu çözmüş olsaydı, bugüne kadar Ortadoğu kan gölüne dönmezdi” şeklinde konuştu. 
 
‘SAYIN ÖCALAN İLE GÖRÜŞÜLMELİDİR’
 
Sorunların çözümünde muhataplarla yapılacak diyalog yoluyla sağlanabileceğini belirten Temelli,  “Ortadoğu’daki tüm sorunlar muhatapları ile çözülür, diyalogla çözülür. Türkiye’de de Suriye’de de, Irak’ta da diyalogla, müzakereyle çözüm alınır. Tecritle değil. Bugün bir kez daha tecridin sonlandırılması çağrısını yapıyoruz. Bir an önce Sayın Öcalan ile görüşülmelidir. Çünkü Sayın Öcalan’ın bu konuda ortaya koyduğu görüşler hem Türkiye hem de Suriye açısından çözüm içermektedir” dedi.
 
‘SURİYE’DE SİYASİ ÇÖZÜMÜN ÖNÜ AÇILMALI’
 
Temelli’nin açıklamaları şöyle: “Bakın bugün Kürt meselesini konuşuyoruz. Kürt meselesi bugün artık sadece bölge meselesi bile değildir. Küresel bir meselenin çözümüne nasıl yaklaştığınız büyük önem taşımaktadır. Bu konuda da bir kez daha Öcalan’ın görüşlerini, Öcalan’ın bu konuda ortaya koymuş olduğu tezlerini hatırlatmak istiyoruz. Bugün ancak ve ancak bir demokratik müzakere yöntemiyle bu meselenin çözümü için adım atılabilir. Suriye’de siyasi çözümün önünü bir an önce açmalıyız. Suriye’de siyasi çözümün önü bir an önce açılmalıdır. Suriye’de siyasi çözüm ve Türkiye’de demokratik çözümün önündeki engeller kaldırılmalıdır. 
 
EN KÖTÜ ATEŞKES SAVAŞTAN İYİDİR
 
Peki, ‘Bu siyasi çözümün ve Türkiye’ deki demokratik çözümün önündeki engel nedir?’ diye sorarsanız, bu engel bizzat bugünkü iktidardır. En kötü ateşkes savaştan iyidir. Ateşkesin bitmesine saatler kaldı. Şu anda Cumhurbaşkanı Soçi’ye uçuyor. Adeta ateşkes bitmesin savaş sürsün yeni yeni uydurma tezlerini uçağa binmeden bir kez daha duyduk. Bu sürecin sonunda biz diyoruz ki ateşkes sürsün ama Türkiye mutlaka rasyonel diplomasiye geri dönsün. Bu anlayıştan iktidar sıyrılmadıkça rasyonel diplomasiyi var etmek mümkün değil. Rasyonel diplomasi var edilmediği için savaşın bütün yükü Kürt halkının üzerine yıkılıyor. 
 
ATEŞKES YANLIŞ POLİTİKALARIN TEŞHİRİDİR
 
Hep birlikte savaşa hayır demeliyiz. Diyorlar ki buna savaş demeyin. Ne diyeceğiz? Ordunun yarısı Suriye sınırında, 3’te 1’i Suriye’ye girmiş, siz buna savaş demeyin diyorsunuz. Yok obüsler, yok uçaklar her türlü savaş yöntemi uygulanıyor siz buna savaş demeyin. İşgal demeyin. Kendileri ‘fetih’ diyorlar, fetihten bahsediyorlar, hutbe okutuyorlar, biz işgal deyince yok işgal demeyin. Ateşkes bütün dünyanın gözü önünde bir ateşkes imzalıyorlar o metne iyi bakın. O metin aslında bugüne kadar Türkiye’nin bugüne kadar izlediği yanlış politikaların hatta suç işlenen politikaların teşhiridir. O ateşkesi dünyanın gözü önünde imzalıyorlar sonra siz çıkıp ateşkes diyorsunuz diyorlar ki ateşkes değil. 
 
ÖNLERİNE HALKBANK DOSYALARINI KOYDULAR
 
Ne diyeceğiz? ‘Ara verdik’ diyorlar. Bu kadar laubali, ciddiyetsiz, zevzek bir dış politika olur mu? Ateşkes imzaladınız. Hem de o kadar mecbur kalıp imzaladınız ki çünkü önünüze yolsuzluk dosyaları kondu, Halkbank dosyaları kondu, aile servetiniz kondu. Nasıl bir aile serveti ki uluslararası ilişkilerde en önemli meselelerden biri oluyor. Biz savaşa savaş demeye devam edeceğiz. Devam edeceğiz ki savaşa karşı çıkalım, devam edeceğiz ki hep birlikte bir barış siyasetini inşa edelim. Bir barış mücadelesini var edelim. Barışı savunmanın zor olduğunu biliyoruz ama unutmayalım ki onurlu bir barış her insanın hakkıdır. Türkiye’nin yapması gereken tüm dünyanın saygı duyduğu imrendiği Rojava’daki yeni yaşamı bitirmek değil o yeni yaşamın kurucularına el uzatmak olmalıdır. 
 
ÖCALAN UYARMIŞTI
 
Bir kez daha Sayın Öcalan’ı anmak istiyorum, şöyle uyarmıştı: ‘Türk-Kürt savaşı tuzağına düşmeyin.’ Hem Türkiye’yi hem de bölgedeki bütün güçleri uyarmıştır. Biz de diyoruz ki yine bu oyunu bozacak olan Türk-Kürt savaşını kışkırtacak olanlara inat bu oyunu bozacak olan Türkler Kürtlerdir. Bir arada yaşama iradesini barış içinde bir arada yaşama iradesini var edeceğiz. Bütün bu savaş kışkırtıcılarına rağmen biz onurlu bir barışı mutlaka ama mutlaka bu topraklarda savaşa karşı çıkarak barış mücadelesine sahip çıkarak mutlaka var edeceğiz. 
 
İKTİDARIN BEKA SORUNU
 
Bu savaşın aslında tek bir gerekçesi var: Vicdanen uluslararası hiçbir hukuka sığmayan hiçbir şekilde meşruiyeti olmayan bu savaşın bir tek gerekçesi vardır. O da bu iktidarın beka sorunudur. Bu iktidarın beka sorunu tam 5 yıldır son 5 yıldır öncesinden bahsetmiyorum bu ülkeye bu topraklara Ortadoğu’ya savaşı şiddeti dayatmaya devam ediyor. İktidarda kalabilmek için bu politikalarda ısrar ediyorlar. Siyaseten tükenmiş bir iktidar savaşla ayakta durmaya çalışıyor. Yoz bir milliyetçi söylem, hamaset ve algı operasyonları ile savaşlarına meşruiyet arıyorlar. AKP-MHP ittifakının kendi bekaları için başlattıkları bu savaşın 10 günlük bilançosuna baktığında zulmü savaş suçlarını görürsünüz. 
 
SURİYE’DEKİ YABANCI GÜÇLER ÇEKİLMELİDİR
 
Evet, savaş uçakları sadece kentleri değil, her bombada insanlığı da katletti. Ateşkesin bütün koşulları bir an önce sağlanmalıdır. Suriye’de bulunan bütün yabancı güçler bir an önce çekilmelidir. Ama unutmayalım ki Suriye’de bugün IŞİD gerçekliği de var. IŞİD meselesine bir an önce uluslararası gündem el atmalı bu soruna bir çözüm üretilmelidir. 
 
İKTİDAR SAYESİNDE IŞİD NEFES ALDI
 
Çözümü siyasi demokratik alanda bulamayanlar karşılarında bir kez daha IŞİD’i buldular. Bazı kaynaklara göre 850 IŞİD üyesi kayıp nerede olduğu bilinmiyor. 2018 yılında IŞİD sabır stratejisini devreye sokmuştu. Bakın sabır stratejisi. Çok sabretmediler bir yıl sonra nefes alıyorlar. Sabrın sonuna geldiler yeniden eylemlerine başladılar. Peki, nasıl oldu bu? İşte bu iktidarın savaş politikaları sonucunda, bu iktidar sayesinde IŞİD yeniden hayat buluyor. Adeta IŞİD'e can suyu oldular. Dünya unutmasın, Kobanê’de IŞİD’i durduranlara karşı bu nankörlüğü yapamazsınız. 
 
SAVAŞ ÇIĞIRTKANLIĞI SERBEST
 
Suriye İnsan Hakları Gözlem Evi’nin raporuna göre, 9-17 Ekim tarihleri arasında 36’sı çocuk, 1 siyasetçi, 79 sivil hayatını kaybetti. Sivillerin 30’u hava bombardımanıyla hayatını kaybetti. Demokratik Suriye güçlerine göre bu rakam 230 ve 12 Ekim günü Suriye Gelecek Partisi Genel Sekreteri Hevrîn Xelef katledildi. Katliamıyla ilgili otopsi raporu vahşetin boyunu gözler önüne seriyor. Af Örgütü bu katliam ile ilgili raporunu açıkladı. Aynı bakan, Af Örgütü’nü suçlamaya başladı. İşte ikiyüzlülükleri bu olayda bile bütün çıplaklığı ile ortaya çıkmıştır. Türkiye’de uluslararası hukuk ve sözleşmelerde suç teşkil eden savaş çığırtkanlığı serbest ama barışa dair bir söz söylerseniz ya da sosyal medyada paylaşım yaparsanız bu suç. 
 
İktidar Kürtlerin demokratik kazanımlarına karşı adeta bir savaş başlatmış durumdadır. Hatırlayın bunun ilk adımını YSK attı. YSK bizim belediye başkan adaylarımızın başvurularını kabul etti, sonra da KHK’li olduklarını ileri sürerek, mazbatalarını vermedi. Ve böylece ilk tuzağı YSK kurmuş oldu. Şimdi de aynı şekilde belediyelerimize kayyım atmaya devam ediyorlar. 
 
KAYYUMLA ANAYASAL SUÇ İŞLENİYOR
 
Bu da bir savaş ve şiddet politikasıdır. Savaş politikalarıyla ayakta duran bu iktidar aynı zamanda kayyım rejimini devam ettiriyor. Bugün de yeni kayyımlar atandı. Ortada aslında hiçbir haklı gerekçe yok. Hatta bu icraat bile bir anayasa suçu barındırıyor. Anayasaya göre belediyeye eş başkanlarımız faaliyetlerinden dolayı ortaya eğer bir suç çıkıyorsa görevlerinden alınırlar yerlerine belediye meclisinden biri vekalet eder. Bu iki aylık bir süredir. Her iki ayda bir durum yeniden gözden geçirilir. Oysa bugün yapılan bu bile değildir. Doğrudan kayyım atanarak bir anayasa suçu işlenmektedir. 
 
KİM BU GİZLİ TANIK?
 
Peki, belediye eşbaşkanlarımız, belediye meclis üyelerimiz neden gözaltına alınıp tutuklanıyor? Haklarında herhangi bir suç, bir delil var mı? Yok. Peki, ne var? Gizli tanık ifadesi var. Her dosyada bir gizli tanık var. ‘Kimdir bu gizli tanık’ dedik, elimize şöyle bir fotoğraf çıktı. Budur. Gizli tanık budur. Bu zat gizli tanık. Türkiye’nin gizli tanığı. Bu gizli tanık marifetiyle bugün Türkiye’de ne hukuk ne demokrasi kaldı ne de insan hakları kaldı. Ve tabii kayyımlar hakkında bir an önce soruşturmalar açılması ve gizli tanığın kayyımlarla ilişkisinin araştırılması ve hediyelerin hesabını sorulmasını istiyoruz. 
 
HALKIN KAYNAKLARINA EL KOYUYORLAR
 
Bizim tek kabul edebileceğimiz şey eşit yurttaşlık temelinde anayasal haklardır ve bu haklarımızdan da asla vazgeçmeyeceğiz. Evet, bu belediyelere kayyım atayarak aslında halkın kaynaklarına el koyma peşindeler. Ekonomide de aynı yöntemle, aynı şiddeti hayata geçiriyorlar. İktisadi şiddet var. Bu denli halkı yoksullaştırma var, çünkü savaşı finanse edecekler. Çünkü sarayı ve yolsuzluklarını finanse edecekler. İşte iktisadi şiddetin bir boyutu zamlarsa, diğer boyutu kayyımlardır. 
 
CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ ÜLKEYİ ÇÖKERTMİŞTİR
 
Bütün bu sorunların sorumlusu tek adamdır. Savaşın da, kayyımın da, bu iktisadi şiddetin de sorumlusudur. Çünkü cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi diye önümüze getirilen ve bir yılda tükenen bu sistem ülkeyi de tüketmiş çökertmiştir. Bunda ısrar ederek adeta 80 milyon insan bir zulüm altında yaşamak zorundadır. 
 
ÇÖZÜM TECRİDİN SONLANDIRILMASINDAN GEÇİYOR
 
Açıkça söylüyoruz bizim nezdimizde de halklarımızın nezdinde de dünya nezdinde de itibarınız yok, hiçbir zamanda olmayacak. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yol almak mümkün değil. Bu anlayışla yol almak mümkün değil. En kısa sürede Türkiye bu rejimden kurtulacak. Çözümü Türkiye mutlaka bulacak. Çözüm tecridin sonlandırılmasından geçiyor. Çözüm savaşın sonlandırılmasından geçiyor. Çözüm kayyım rejiminin sonlandırılmasından geçiyor. Bu çözüm ancak ve ancak demokratik siyaset ile mümkündür. 
 
1920’DE 72 KÜRDİSTAN VEKİLİ VARDI
 
O yüzden de diyoruz gelin başladığımız yere dönelim; 100’üncü yılında 1920 Meclisine dönüp bir bakalım hafızamızı canlandıralım. Evet, o Meclisin nasıl bir Meclis olduğunu hatırlayalım ve o günden bugüne Cumhuriyetin demokratikleşmesinin önünde hangi engeller varsa gelin onları hep birlikte kaldıralım. 1920 Meclisinde Lazistan vekilleri, Çerkesler vardı, en fazla da Kürdistan vekilleri vardı. Tam 72 Kürdistan vekili vardı. Bir arada yaşamanın iradesi vardı. İşte bu Meclis o Meclis’tir. O Meclis’ten kopan bu Meclis’i başka bir yer sürüklemeye çalışan bir iktidar var karşımızda. 
 
İZİN VERMEYECEĞİZ
 
Şimdi bu İttihatçı akıl o Meclis’in rövanşı peşinde. Kendi tekçi anlayışını ittihatçı anlayışını dayatarak başka bir rejim inşa etme peşinde. Buna izin vermeyeceğiz. Bizler Kürtler, Türkler, Çerkesler, Lazlar bu coğrafyada bütün halklar 72 millet yine bu Meclis çatısı altında bir araya gelerek, mutlaka ama mutlaka o demokratik çözümü bir arada var edeceğiz. 
 
TEZKERE DEĞİL BARIŞIN SESİNE KULAK VERİN
 
Halkın iradesine hep beraber sahip çıkacağız. Bugün maalesef üzülerek görüyoruz ki bu Meclis çatısı altında bu iradeye sahip çıkmak yerine tezkerelere sahip çıkılıyor. Yine üzülerek görüyoruz ki bu Meclis çatısı altında halkın iradesine sahip çıkmak yerine kayyımlara sahip çıkılıyor. O yüzden de diyoruz ki gelin Meclis hukukunu çalıştırın, gelin halkın iradesine sahip çıkın, gelin tezkerelere değil barışın sesine kulak verin, barışa sahip çıkın. Gelin kayyıma, vesayete değil, yerel demokrasiye, parlamenter demokrasiye sahip çıkın. 
 
MECLİS’İ UYARIYORUZ
 
Biz bunu söyledikçe duymazdan gelenler, bizi görmezden gelenler, bize rağmen bu sistemi dayatanlar Türkiye’ye büyük bir kötülük yapıyorlar. Halklarımızın geleceğine büyük bir kötülük yapıyorlar, Kürt düşmanlığını beslemeye ayrımcılığı, nefreti beslemeye devam ediyorlar. O yüzden de diyoruz ki uyarıyoruz, tüm Meclis’teki vekilleri uyarıyoruz. Hangi partiden olursanız olun. Unutmayın bu halkın temsilcilerisiniz. Öncelikle halkların iradesine sahip çıkacaksınız. Nerde bir mağdur, bir mazlum varsa önce onun hakkını savunacaksınız. Bunu yapmadığınız sürece ne halkı temsil edebilirsiniz, ne de milletvekili olabilirsiniz. 
 
3 GÜN MECLİS'TE OLMAYACAĞIZ 
 
O yüzden de 3 gün boyunca Meclis çalışmalarına katılmayacağız. Bu tavrı protesto edeceğiz. Bütün milletvekillerini uyaracağız. Yüzleşmeye davet edeceğiz. 3 gün boyunca orada olmayacağız, ama dönüp o sıralara baktığınızda HDP sıralarına baktığınızda biz olmasak da orada halkın iradesini göreceksiniz. Orada Kürt halkının demokrasi ve barış mücadelesini göreceksiniz. Orada kayyımlara karşı savaşa karşı çıkan iradeyi göreceksiniz. Bu iradeye sahip çıkmaktır. 
 
BİZLER AMED’DE OLACAĞIZ
 
Bizler Amed’de, Diyarbakır’da olacağız. Orada Selçuk Mızraklı, Ahmet Türk ve Bedia Özgökçe olacağız. Hep beraber bu halkın iradesine sahip çıkacağız. O kayyımlar belediye binalarında kendilerini tutsak etsinler biz halkımızla birlikte sokaklarda olacağız. Buradan tüm seçilmişlere çağrı yapıyorum onları da Diyarbakır’a davet ediyorum. Çünkü bu kayyım size de atanmıştır. Sizin sessizliğiniz kayyımı onaylamaktır. O yüzden sessiz kalmayın. Halkınızla halklarınızla beraber onların iradesine sahip çıkın kayyıma karşı sesinizi yükseltin. 
 
BUYURUN DİYARBAKIR’A GELİN
 
Buyurun kalkın Diyarbakır’a gelin, o özgürlük halayında, o özgürlük mücadelesinde faşizme karşı omuz omuza verelim. Hep beraber şimdi Diyarbakır’da bu mücadeleyi yükselteceğiz hep birlikte Diyarbakır’a geçiyoruz. Hem Meclis’e hem Türkiye’ye bu uyarıyı yapmayı bir sorumluluk olarak düşünüyoruz ve bunu hep birlikte ortaya koyuyoruz.”

Diğer başlıklar

14:04 Diyarbakır Emek ve Demokrasi Platformu: İktidar istifa etmeli
13:49 Başkaya: Onlar cezalandırmaya biz doğruyu söylemeye devam edeceğiz
13:46 SMO üniforması giyen DAİŞ üyeleri
12:54 ‘Hasankeyf ve Dicle Vadisi kıyamet günlerini yaşıyor’
12:53 Rusya ve Türkiye’nin devriyesinde bir kadın yaralandı
12:40 Oluç: Demokratik mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz
11:13 Doğayı korumak için fidan diktiler
10:57 Özerk Yönetim: Türkiye'nin DAİŞ ile olan işbirliğini belgeledik
10:19 Öğrenci sayısı azalırken İmam Hatip'lere bütçeden ayrılan pay arttı
10:17 Dicle Vadisi'nde yaşamın renkleri
10:14 Kürt partilerinden çağrı: Birlik için herkes tutumunu belirlesin
10:08 Sürücü: Kayyumlar eşbaşkanlık sistemine saldırıdır
09:59 Bir mahkumiyet bilmecesi!
09:01 Kayyuma gerekçe yapılan soruşturma iddianamesi kabul edilmedi
09:01 Nusaybin’de 25 kişi öldürüldü: Tek bir yetkilinin ifadesi alınmadı
09:01 Osmaniye Cezaevi’nde tutuklular 12 Kasım’dan beri açlık grevinde
09:01 Hakkında soruşturma başlatılan öğrenci 4 saat içinde yurttan atıldı
09:01 Maria Grazia Cutuli ödülüne layık görülen Alağaş: Kürt kadın gazetecilerin başarısı
09:01 ‘İtibar’ın ekonomiye faturası: 267 milyon 706 bin TL
09:01 Bond: Dünyada iklim krizini aşmak için radikal eylemlere ihtiyaç var
09:01 Sakarya'da öldürülen işçinin arkadaşı: 21 plakalı araca el salladığımız için saldırıya uğradık
09:00 DTK Eşbaşkanı Öztürk: Kürtlerin birlikten başka hiçbir şeye ihtiyacı yok
09:00 AYM, Atabay'ın 'yaşam hakkının ihlal edildiği' yönündeki başvuruyu kabul etmedi
09:00 18 KASIM 2019 GÜNDEMİ
17/11/2019
21:33 Mardin Barosu'ndan kayyum tepkisi: Başkanlar görevlerine iade edilsin
21:04 Rusya Askeri Polisi ve Kobanê Askeri Meclisi’nden ortak açıklama
20:53 Otizmli öğrencilerin ailelerinden eylem: Eğitim hakkımızı istiyoruz
20:28 Pakistanlı mülteciler Avrupa diye Tekirdağ’a bırakıldı
20:07 57 HDP’linin gözaltı süresi uzatıldı
19:56 Yıldız Kenter yaşamını yitirdi
19:13 Askeri operasyon sonrası başlayan yangın 3 gündür devam ediyor
19:06 ‘Kadına yönelik saldırılar etnik kimliğiyle ilgili’
18:48 Diyarbakır dernekleri AMED-FED çatısı altında buluştu
18:22 Yerlerine kayyum atanan eşbaşkanlar halkla bir araya geldi
17:56 Yaşamına son veren Dersimli öğretmen defnedildi
17:45 ‘Haklarımız ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz’
16:50 İlhami Sidar Van'da okurlarıyla bir araya geldi
16:39 Rabia Naz eylemine müdahale
16:24 Amedspor Afyonspor’u 1-0 mağlup etti
16:22 ‘Mücadele eden kadınlar katlediliyor’
15:43 Kadınlar 'Kozik' oyununun gösteriminde buluştu
15:18 Özerk Yönetim'den çağrı: Zulme karşı tavır alın
15:12 Buldan: Kadın kazanımlarına dönük siyasal şiddet uygulanıyor
15:02 Farisoğulları: Takrir-İ Sükun Kanunu devrede
14:57 Temelli: Bu iktidar zulüm şiddet ve savaş iktidarıdır
14:22 Sur'da 'Kadın Yaşam Ormanı' oluşturuldu
14:07 İskele altında kalarak can veren mühendis toprağa verildi
13:44 'Çocuk işçiliğinde yaş ortalaması 6'ya düştü'
12:58 1 hafta gözaltında kalan gazeteciler hakkında takipsizlik
12:04 HDP'li gençlerden gözaltı ve tutuklamalara tepki
11:23 7 nüfuslu ailede tek çalışan yok: Yaşam giderek zorlaşıyor
10:55 DAİŞ belgelerinde Türkiye vurgusu!
10:07 'Ağacı belediye başkanı yapsak bir kulp bulur görevden alırlar'
09:35 'Muhalefetin cılız sesi iktidarı pervasızlaştırıyor'
09:33 Öğrencilerden 50 TL’lik burs zammına tepki
09:09 'Ji Bo Zarokan Coğrafya' kitabı ile çocuklara anadillerini öğretiyor
09:08 'AVM çalışanları üzerlerindeki ölü toprağı Koton direnişiyle attı'
09:06 Karataş: Türkiye nükleer çöplüğe çevrilmek isteniyor
09:05 Kürt Araştırmalar Derneği: Somut adımlar atılmalı
09:02 Colemergî'den Kürtlere: Düşüyorsanız hep birlikte düşün
09:01 17 KASIM 2019 GÜNDEMİ
16/11/2019
23:50 Antalya’da 4.4 büyüklüğünde deprem
23:44 Suruç’ta gözaltına alınanlar serbest bırakıldı
22:31 Mızraklı: Seyid Rıza’nın torunları olarak Yezid’e karşı çıkmaktayız
22:13 Yasaklanan etkinlik halay ve zılgıtlar ile kutlandı
21:20 Ermeni Sosyalist Paramaz’ı konu alan belgesel gösterimi yapıldı
21:07 Urfa Barosu: Kayyumla Kürt halkının iradesi yok sayıldı
20:24 Erdoğan’dan EYT açıklaması: Seçim kaybetsek bile yokum
19:59 QSD Komutanı Ebdi: Türkiye'nin saldırılarda DAİŞ’i kullandığını doğrulayan belgelerimiz var
19:45 İran’da zam protestoları: Ruhani artışın halkın menfaatleri doğrultusunda yapıldığını savundu
19:37 Gazeteciler ‘Özgür Basın’ı tartıştı: Özgür basın direnişin mevziisi
18:55 HDP'den ‘Kadına Yönelik Şiddet ve Haklar’ konulu panel
18:47 ‘Kefensiz toprağa düşenlerimiz hala vicdanımızdır’
17:57 Dersim’de KYK yurdu önünde zam protestosu
17:53 ‘Irkçılık iktidardan bağımsız düşünülemez’
17:45 Eşbaşkan Çevik'in gözaltı süresi 2 gün uzatıldı
17:38 Gözaltındaki eşbaşkanlar: Operasyon kayyum için yapıldı
17:35 DTO’dan ‘Kürt Edebiyatı ve Mehmet Uzun’ konulu panel
17:30 ‘Eşit ve özgür bir ülkede yaşamak istiyoruz’
17:27 Alevi Örgütleri: Çantada keklik, oy deposu olmayı ret ediyoruz
17:21 ‘Düşman hukuku terör yasalarıyla gittikçe yaygınlaşıyor’
17:18 HDP İl yöneticisinin gözaltı süresi uzatıldı
16:57 Saldırgan müdürü değil saldırıya uğrayan öğretmen sürgün edildi
16:08 Gazetecilikte Kadın Koalisyonu Demir ve Aydın'ın tutuklanmasını kınadı
15:55 Hasankeyf'te konut mağdurları gözaltına alındı
15:49 İstanbul ve Ankara'da hasta tutukluların durumuna dikkat çektiler
15:46 HDP'li Öcalan: Yeni emniyet müdürü aferin almak için hukuku hiçe saydı
15:26 Şırnak'ta 25 Kasım buluşması
15:26 Jin News Haber Müdürü Alağaş’a İtalya'dan ödül
15:11 Pendik’te pompalı saldırı: 3 ölü, 1 yaralı
15:08 Kayıp yakınları: JİTEM’in itiraflarına rağmen devlet açıklamıyor
15:07 Suruç’ta kayyum protestosuna müdahale
15:03 'Göç, mültecilik ve ayrımcılık' masaya yatırıldı
14:33 Suruç Belediyesi Eşbaşkanı Çevik: Yasadışı hiçbir şey yapmadık
14:33 HDP: Bağımlı yargı yarattığı bataklıkta debelenecek
14:16 Gözaltında katledilen Hayrullahoğlu'nun eşi: 37 yıldır öfkem bitmedi
12:35 HDP’li gençler: İşkence görüp, tehdit edildik
12:07 Çöken iskelenin altında kalan mühendis hayatını kaybetti
11:55 Kayyum Kürtçe'yi Türkçeleştirdi!
11:40 Sözleşmeli öğretmen borçları yüzünden yaşamına son verdi